İndirim!

Tarih-i Gılmani – Mehmet Halife

Orijinal fiyat: ₺500,00.Şu andaki fiyat: ₺311,00.

Eser Adı: TARİH-İ GILMANİ

Tür: Tarih, Enderun Tarihi

Yazar Adı: Mehmet Halife

Eser Yazım Tarihi: Hicri, 24 Şaban 1075; Miladi, 12 Mart 1665.

Eser Viyana yazması ve Türk Tarih Encümeni’nin 1340 (1923) tarihli istinsah nüshasından yararlanılarak derlenmiştir. Mehmet Halife eseri 24 Şaban 1075’te Edirne Sarayı’nda tamamladığını belirtmektedir. Türk Tarih Encümeni eserin sonuna H. 1079 tarihini yerleştirmiştir. Bu iki tarih farklılığı ihtimal yazmanın ilk nüshasından daha sonra İstanbul Topkapı Sarayı Enderununda istinsah edilen ikinci nüshanın tarihidir.

Transkript ve Edisyon: Erol KÖMÜR

Kapak Tasarım: EK Tasarım

Yayın Yeri: Google Books, www.enderun.tv

Yayımlayan: EK Publishing

Yayın Yılı: 2026

GGKEY: 81P7W5FJWDK

Yazar İletişim: www.erolkomur.com, erolkomur@gmail.com

Osmanlıca nüshalarından transkript ederek edisyonu ve nüshalar arasındaki karşılaştırmaları Erol KÖMÜR tarafından yapılmıştır. Eserin Türk Tarih Encümeni’nce 1923’te yayımlanan Osmanlıca nüshası ve günümüz Türk alfabesiyle yazılan ikinci nüshası bu kitapta birlikte sunulmuştur.

Dikkat: Bu tarihi eser dönemine göre dahi normal kabul edilmeyen çocuklar ve gençler için olumsuz davranış biçimleri ve aşırı şiddet anlatıları içerdiğinden 18 yaşından küçüklerin okuması önerilmez.

Her Hakkı Mahfuzdur.

Açıklama

Eser Adı: TARİH-İ GILMANİ

Tür: Tarih, Enderun Tarihi

Yazar Adı: Mehmet Halife

Eser Yazım Tarihi: Hicri, 24 Şaban 1075; Miladi, 12 Mart 1665.

Eser Viyana yazması ve Türk Tarih Encümeni’nin 1340 (1923) tarihli istinsah nüshasından yararlanılarak derlenmiştir. Mehmet Halife eseri 24 Şaban 1075’te Edirne Sarayı’nda tamamladığını belirtmektedir. Türk Tarih Encümeni eserin sonuna H. 1079 tarihini yerleştirmiştir. Bu iki tarih farklılığı ihtimal yazmanın ilk nüshasından daha sonra İstanbul Topkapı Sarayı Enderununda istinsah edilen ikinci nüshanın tarihidir.

Transkript ve Edisyon: Erol KÖMÜR

Kapak Tasarım: EK Tasarım

Yayın Yeri: Google Books, www.enderun.tv

Yayımlayan: EK Publishing

Yayın Yılı: 2026

GGKEY: 81P7W5FJWDK

Yazar İletişim: www.erolkomur.com, erolkomur@gmail.com

Osmanlıca nüshalarından transkript ederek edisyonu ve nüshalar arasındaki karşılaştırmaları Erol KÖMÜR tarafından yapılmıştır. Eserin Türk Tarih Encümeni’nce 1923’te yayımlanan Osmanlıca nüshası ve günümüz Türk alfabesiyle yazılan ikinci nüshası bu kitapta birlikte sunulmuştur.

Dikkat: Bu tarihi eser dönemine göre dahi normal kabul edilmeyen çocuklar ve gençler için olumsuz davranış biçimleri ve aşırı şiddet anlatıları içerdiğinden 18 yaşından küçüklerin okuması önerilmez.

ÖNSÖZ

Enderun Mektebi araştırmalarıma lisans döneminde başladığımda derli toplu Osmanlıca nüshasına ulaşmakta en çok zorluk yaşadığım kaynaklardan biridir Tarih-i Gılmani. Kendisi de Enderun’da yetişmiş, dolamalı, kaftanlı tecrübesi yaşamış ve Kilerli Odası mensubu olmakla memnun ve mesrur Mehmet Halife değerli hizmetlerinden dolayı Enderun Hocalığına (halife) yükselmiş isimlerdendir.

Sözlükte “çocuk, genç veya hizmetçi” anlamına gelen gılman (ve Kur’an’da aynı anlamda kullanılan vildan), İslâm literatüründe cennet ehlinin hizmetine sunulan ve asla yaşlanmayan (muhalled) gençleri ifade etmektedir. Kur’an’da “kabuğunda saklanmış incilere” benzetilen bu gençlerin kimliği hakkında müfessirler tarafından üç temel görüş öne sürülmüştür: Bunların müminlerin ergenlikten önce ölen çocukları, kâfirlerin ölen çocukları veya doğrudan cennet ehli için özel olarak yaratılmış varlıklar olabileceği tartışılmıştır. Ancak cennete giren herkesin otuzlu yaşlarda olacağını bildiren hadisler ile bu gençlerin huriler gibi özel bir yaratılışa sahip olmalarına ve içki sunma gibi hizmet görevlerine yapılan Kur’anî atıflar göz önüne alındığında; gılman ve vildan kavramlarının dünyada ölen çocuklardan ziyade, doğrudan cennet ehline hizmet etmek üzere yaratılmış, ebediyen genç kalan özel varlıklar olduğu yorumu en isabetli görüş olarak kabul edilmektedir. Gılman, Gulam kelimesinin çoğuludur. Kadim Türk kaynaklarında gulamların (gılman) devlet hizmetine eğitim, disiplin, itaat, hizmet ve başarı kriterlerine dayalı 7 yıllık uzun bir entegrasyon sürecine dair bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgilere en net olarak Büyük Selçuklu Devleti’nin dahi veziri Nizamülmülk’ün Siyasetname adlı eserinden ulaşmak mümkündür. Bir nevi devşirme isteminin öncülü olan gulam/gılman sistemi Türk Devletlerinin en başarılı insan kaynakları yönetim sistemlerinin öncülü konumundadır. Tarih-i Gılmani bu bağlamda kadim Türk Devlet geleneğini yansıtan ve yaşatan bir eser konumundadır.

Mehmet Halife’nin Osmanlı Devleti’nin zirvede kalma çabalarını sürdürdüğü 17. yüzyılda yaşanan iç ve dış sorunlarla birlikte, İstanbul’un renkli yaşamını, saray ve Enderun hayatını detaylı ve başarılı bir şekilde anlatmaktadır. Saraydaki güç mücadelelerini, iktidara etki eden güç odaklarını, İstanbul’un gündelik yaşamını, ekonomisini, sosyal hayatını, kültür hayatını, iklim koşullarını, yaşanan doğal afet, yangın ve salgınları tüm detayları ile kaleme almakta adeta bir dönem belgeseli oluşturmaktadır.

İstanbul’un ekonomik hayatına dair verdiği net bilgiler ile Osmanlı Devleti mali muvazenesinin ve bütçe dengesinin sağlanması için verdiği kritik gelir ve gider rakamları dönemin birincil kaynakları ve kayıtları ile örtüşmektedir. Mehmet Halife’nin verdiği rakamlar ve bilgiler ile dönemin resmi kayıtlarına da erişiminin bulunduğu ve konuya hâkim olduğu öne sürülebilir. Bu yönü ile Mehmet Halife’nin Osmanlı Tevarih-i Ali Osman ve vaka tarihçiliği geleneğinden farklı ve güçlü bir tarih anlatısı sunmaktadır.

Mehmet Halife olayların sebep ve sonuçlarını yansıtması, güç ve iktidar savaşlarında iktidara etki eden/etmeye çalışan odakları net olarak tanımlaması ve iktidarın bu odaklarla mücadelesini çok iyi betimlemesi; sosyal ve ekonomik olaylara dair somut rakamlar ve durumlar ortaya koyması eserinin dönemin benzer çalışmalarından üstün ve ayrı bir yere koymaktadır.

Mehmet Halife’nin özellikle idarecilerin karar alma mekanizmalarını açıklarken sık sık ayet ve hadislerle İslami referanslar vermesi dönemin inanç ve kültür ikliminin anlaşılması için de önemli verilerdir.

Eserin en önemli özelliklerinden biri de kuşkusuz, Mehmet Halife’nin bu eseri, ne zaman ve nerede yazdığını açıkça anlatması, kendi kültürel kimliğine ve eseri yazdığı tarihlerde mensup olduğu devlet görevini de açıkça belirtmiş olmasıdır. Eserin, Topkapı Sarayı Enderun’unda yazılmaya başladığı ve Sultan IV Mehmed döneminde Edirne Sarayı Enderun’unda tamamlandığı anlaşılmaktadır. Boşnak asıllı Mehmed Halife’nin Kilerli Odasından yetişip Enderun hocalığına (halife) yükseldiği anlaşılmaktadır.

Eserin Enderun’da yazılan benzer tarih kitaplarından farkını ortaya koyan önemli ve farklı bir yönü ülkede yaşanan olumsuzların, siyasi krizlerin, ekonomik problemlerin, ahlaki çöküşün net bir şekilde kaleme alınması ve anlatılmasıdır.

Tarih-i Gilmani’nin Enderun Mektebi ile ilgili anlatılan bölümü eserin genel sistematiği ile uyumlu ve Tevarih-i Ali Osmanlardan farklı bir üslupla yazılmıştır. Enderun ile ilgili bölümde, Enderun’da yaşanan olaylardan ziyade Enderun yaşamının önemli detayları, Enderun odalarının (küçük oda, büyük oda, Kiler Odası, Doğancılar Odası, Hazine Odası, Has Oda) fonksiyonları, bu odalardaki eğitim, disiplin sistemi ve odalardaki görevler ile görev süreleri detaylı olarak anlatılmaktadır. Göreve çıkma (mezun) koşulları ile Enderunluların günlük faaliyetleri ile ürettikleri eserler hakkında da detaylar bulunmaktadır. Bu yönüyle Mehmet Halife Enderun Sistemini en iyi açıklayan Enderunlu tarihçilerin başında gelmektedir. Sonraki dönemlerde Hafız Hızır İlyas ile Mehmet Ata’nın Enderun anlatılarına göre daha güçlü bir Enderun sistemi anlatısı sözkonusudur.

Mehmet Halife tarafından kaleme alınan Tarih-i Gılmanî adlı bu eser Osmanlı Devleti’nin 17. yüzyılına ve özellikle saray ve Enderun hayatına ışık tutan önemli bir tarih eseridir. Yazar, Sultan IV. Murad, Sultan İbrahim ve Sultan IV. Mehmed dönemlerinde sarayda bizzat bulunmuş ve olaylara şahitlik etmiştir. Eser, üç ana bölüm (Bab) ve bir sonuç (Hatime) kısmından oluşmakta olup, devletin iç ve dış çalkantılarını akıcı bir dille özetlemektedir.

Sultan IV. Murad Dönemi ve Devlet Otoritesinin Yeniden Tesisi

Kitabın birinci bölümünde Sultan IV. Murad’ın saltanat yılları ele alınır. Yazar, padişahın tahta çıkışıyla birlikte baş gösteren Abaza Mehmed Paşa isyanını ve İran üzerine yapılan Bağdat ve Revan seferlerini detaylandırır. IV. Murad’ın bozulan devlet düzenini sağlamak için aldığı sert tedbirler, kahvehaneleri yıktırması, tütün içmeyi ve yatsıdan sonra fenersiz sokağa çıkmayı yasaklaması eserde vurgulanmaktadır. Sultanın isyancıları ve eşkıyayı şiddetle cezalandırarak asayişi sağlaması, ardından Bağdat’ı fethetmesi ve kısa bir süre sonra vefat etmesi bu bölümün ana hatlarını oluşturur.

Sultan İbrahim Dönemi ve Bozulan Düzen

İkinci bölümde, Sultan İbrahim’in tahta çıkışı ve bu dönemin çalkantılı siyasi yapısı işlenir. İlk yıllarda Kara Mustafa Paşa’nın başarılı sadaretiyle devlet işleri düzene girmişken, paşanın idam edilmesiyle işler tersine döner. Cinci Hoca ve Şekerpare Hatun gibi isimlerin padişah üzerinde nüfuz kurmasıyla rüşvet, iltimas ve adam kayırmacılık had safhaya ulaşır. Girit Seferi’nin başlaması ve devlet erkanının halka yaptığı zulümler neticesinde yeniçeri ve ulemanın isyan edip Sultan İbrahim’i tahttan indirerek katletmeleri çarpıcı bir şekilde anlatılır.

Sultan IV. Mehmed Dönemi ve Köprülü’nün Yükselişi

Üçüncü ve en kapsamlı bölümde, çocuk yaşta tahta çıkan Sultan IV. Mehmed dönemi aktarılır. Taht değişikliğinden faydalanan yeniçeri ve sipahi ağalarının (Sarıca, Sekban, Bektaş Ağa vb.) devleti tamamen tahakküm altına alması, At Meydanı Vakası gibi büyük isyanlar ve halkın çektiği ıstıraplar gözler önüne serilir. Tarhuncu Ahmed Paşa’nın bütçe açığını kapatma çabaları anlatıldıktan sonra, devletin toparlanması Köprülü Mehmed Paşa’nın sadarete getirilmesiyle başlar. Köprülü’nün isyancıları acımasızca cezalandırarak otoriteyi sağlaması, Erdel seferleri ve Uyvar Kalesi’nin fethi gibi büyük askeri başarılar detaylıca işlenir. Ayrıca bu bölümde, İstanbul’un yarısını kül eden 1660 yılındaki Büyük İstanbul Yangını’nın şehre verdiği korkunç zararlar dramatik bir dille tasvir edilir.

Enderun Eğitim Sistemi ve Yöneticilere Nasihatler

Eserin son kısmı olan Hatime’de yazar, padişahlara ve devlet adamlarına adalet ve merhamet tavsiyelerinde bulunur. En dikkat çekici kısımlardan biri de yazarın bizzat içinde yetiştiği Saray-ı Hümayun’un (Enderun) işleyişini anlattığı bölümdür. İç oğlanlarının, Hazine, Kiler, Seferli ve Has Oda gibi kısımlardaki günlük yaşamları, Kur’an eğitimleri, okudukları ilmi eserler, bayramlaşma törenleri ve saray disiplini hakkında çok değerli bilgiler verilir. Mehmet Halife, bu eşsiz sistemi överek geçmiş padişahların ve saray mensuplarının hayırla yad edilmesi temennisiyle kitabını sonlandırır.

Mehmed Halife’nin dönemin şiddet ve olumsuz örnek içeren tüm olaylarını herhangi bir sansüre tabi tutmadan şeffaf ve objektif şekilde anlatması araştırmacılar ve tarihçiler için önemli bir avantaj olmakla birlikte, gelişim çağındaki çocuk ve gençler için eserin bu haliyle okunması birtakım riskler barındırabilir. Bu nedenle eser +18 kategorisinde yayıma sunulmuştur.

Osmanlı Devleti Enderun Sistemini işleyişi ve yaşanan olaylarla ilişkilendirerek belgesel nitelikte akıcı bir anlatı sunan bu eşsiz birinci el kaynağı günümüz teknolojik altyapılarına ve yapay zekâ (ai) destekli bulut veri tabanlarına uygun hale getirerek araştırmacıların tekrar istifadesine sunmanın mutluluğu ile tekrar okumaya ve incelemeye davet ediyorum.

Erol KÖMÜR

Manisa 2026

Değerlendirmeler

Henüz değerlendirme yapılmadı.

“Tarih-i Gılmani – Mehmet Halife” için yorum yapan ilk kişi siz olun

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir