Topkapı Sarayı Arz Odası'nın Enderun Bahçesi Cephesi

Topkapı Sarayının Müzeye dönüştürülmesinde neler yaşandı?

Saray kadrosu Müzeye dönüştürülmes sırasında nasıl istihdam edildi?

Müze eşyalarının sayım ve dökümü nasıl yapıldı? Envanteri nasıl çıkarıldı? Bu işlemler sırasında ne tür güçlükler yaşandı?

…İşte bu sırada Cumhuriyet ilân edildiğinden 1924 senesinde beş asırlık tarih yuvası olan Topkapı Sarayı da müze haline konulmak üzere Arkeoloji Müzesine bağlandı. Bu meçhul bir âlemdi. 0 vakte kadar sarayın başında hazine kethüdası unvanıyle Hazinei Hassada birçok vazifeler görmüş olan Mehmed Refik Bey bulunuyordu. Müze olunca unvanı (Hazine Müdürlügü)ne tahvil edildi.Diğer memurlar eski Saray unvanlarını taşıyorlardı. Yüz kişiden fazla bir kadrosu vardı Birçoğu sarayda büyümüf eski an’ane ve adetlere bağlı kimselerdi. Aralarında dilsizler, hadım ağalar, Çinliler ve türlü türlü kimseler bulunuyordu. Bunlar müzeyi nasıl kurarlardı. Halil Bey’in Topkapı Sarayına karşı büyük bir alâkası vardı. Müdür Refik beyle eski bir hukuku olduğundan hürmetkârdı. Müze haline konulması için beni de vazifelendirdi. İlerde bir nebze temas edeceğim vşçhile bir umman halinde olan, birçok yerleri cidden harebe halinde bulunan,bu muazzam varlık himmet istiyordu.Hazine eşyası Anadoluda bulunuyordu.

***

Maliye Vekâleti ilk iş olarak bütün sarayların eşyasını tesbıt ettirmek üzere komisyonlar teşekkül etti. Bu meyanda Maliye Nakid İşleri Sabık Müdürü Faruk Bey’in riyasetinde Divanı Muhasebat mümeyizlerinden Ali Cemal ve Süreyya Bey­lerden müteşekkil bir komisyon da bir kâtıbie beraber Topkapı Sarayında işe başladı. Ellerindeki talimatname de cidden garib idi. Bütün odalara birer numara verilecek ve her odada bulunan eşya görüşlerine nazaran tasnif edilerek kaydolunacak, eşyayada numaralar konulacak. Bu numarataj da şöylece cereyan ediyordu. Meselâ bir vazo ise kulpuna bir telgeçirılmekte buna mukavva etiket asılmakta ve kurşun mühürle de rabt edilmekte idi.

***

Fakat on iki gümüş kaşık kaydolunursa bunların hepsi bir araya bağlanarak numaralanmakta idi. Gümüş ve altun eşya ayrıca tartılmakta idi. Eğer numara asılamayacak tabak ve emsâlı ise kâğıt etiket yapıştırılıyordu. Mamafih sonraları komisyon mukavva, etiket ve kurşun tedarik edemediğinden her cinsi eşyaya kâğıt etiket yapıştırmağa başladı ki bilhassa kumaşlar ve silahlar üzerindeki bu etiketler kısa zamanda bozuldu, okunmaz oldu veya düştü. Tasnife gelince bir tasnif yapılmıyordu, yapılması da kolay bir iş değildi. Bilfarz mevcud tabaklar, boy boy tasnif edilmekte, mavi be­yaz şu kutuda 80 adet tabak deniliyordu. İçinde pek kıy­metli Çin tabağı olduğu gibi, bir takım adî tabaklar da bulunuyordu. Başlangıçta Halil Bey müze namına bu komisyon­da benim bulunmaklığımı uygun gördü. Fakat bu tahrir şekli müze mevzuu ile ve İlmî bir şekilde olmadığından teşriki mesaîye imkân olmadı. Tavsifde saray memurları ne malûmat verirlerse bunu da kayda geçiriyorlardı. Hatta talimatname tahrir sonuna kadar odaların mühür altına alınmasını belirttiğinden birgün bir maliye müfettişi geldi, müdirıyet dairesi de dahil olmak üzere tekmil odaları mühürledi.

***

Senelerce sürecek olan bu kayıt esnasında her yerin mühürlü kalması ile eşyanın ne hâle geleceğini, zaten her tarafı harab bir binanın ne olacağını müfettişe bizzat Halil Bey anlatmak istedi ise de tesir etmedi. Mamafih bu husus Vali Haydar Beye anlatıldı ve formalitede ufak tadiller yaptırıldı. Elhasıl bu acayib tahrir üç sene devam etti. Mamafih maliye de komisyona yevmiye vermekten usandığından işin kısa kesilmesini tavsiye ediyordu. Zaten komisyon reisliğine de Topçu Binbaşılığından mutekaid Vehbi Bey isminde bir zat getirilmişti. Artık tahrir Allaha emanet bir hal almıştı. Meselâ eski arşiv malzemesinin torbalarının üzerine komisyonun bir mührü basılıyor ve bir numara veriliyordu.

Emekli Topkapı Sarayı Müdürünün hatıratından…